mamekimunzur.sitemynet.com
aclık insan hayat dünya

dünya

Yaşam riskli bölgelerde yoğunlaşıyor 30.03.2005 Ntvmsnbc

Dünyada şehirleşme her geçen gün artarken, nüfus, deprem, tsunami, kasırga gibi doğal felaketlere daha fazla maruz kalan kıyı bölgelerde yoğunlaşıyor.

Dünya Bankası ile Columbia Üniversitesi;ne bağlı Dünya Enstitüsü tarafından hazırlanan rapora göre, dünya nüfusunun yüzde 70;i kuraklık, yüzde 82si ise sel tehlikesiyle karşı karşıya...

Raporu hazırlayan ekipten bilim adamı Maxx Dilley, bu tür felaketlerden korunmak ya da etkilerini en alt seviyeye düşürmek için yapı mevzuatlarının güçlendirilmesi, erken uyarı sistemlerinin kurulması ve kuraklığa karşı mevsimsel iklim tahminleri yapılmasını önerdi. Maxx Dilley, ülkelerin acil durumları yönetmek yerine artık potansiyel riskleri yönetmelerini görmek istediklerini kaydetti.

BİRDEN FAZLA FELAKET RİSKİ OLAN YERLER VAR

Özellikle gelişmekte olan ülkelerde insanların aynı anda çok sayıda felakete maruz kalabileceğine dikkat çekilen rapora göre, 35 ülkede toplam nüfusun yüzde 5’ten fazlası üç ya da daha fazla felakete maruz kalabilecek, ölüm riski yüksek bölgelerde ikamet ediyor.

90’dan fazla ülkede ise toplam nüfusun yüzde 10’u iki ya da daha fazla felakete maruz kalınabilecek, nispeten yüksek ölüm riski taşıyan bölgelerde yaşıyor.

Rapora göre, 160 ülkenin nüfusunun yüzde 25’i de bir ya da daha fazla felakete maruz kalınabilecek yüksek ölüm riski taşıyan bölgelerde yaşamaya devam ediyor.-------------------------------------------------------------------------------------------------------------Doğanın terörü 11.08.2004 Radikal

Bilim adamları endişeli: La Palma Adası'ndaki volkan patlarsa, dev bir kaya denize yuvarlanacak. Birkaç saat içinde ABD, Britanya ve Afrika kıyılarını tsunami vuracak

BBC - LONDRA - Britanya'da bir araya gelen bilim adamları, doğal felaket olasılığına dikkat çekti. Uzmanlara göre dev tsunamiler, şiddetli volkanik patlamalar ve depremler dünya için terörizmden daha büyük bir tehdit oluşturuyor.

Britanya Kraliyet Enstitüsü tarafından düzenlenen bir toplantıda konuşan bilim adamları, dünyadaki hükümetlerin özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra terör tehdidine odaklandığını, ancak doğal tehditlere yeterince önem gösterilmediğini söyledi. Uzmanlar dev dalgaların kıyı yerleşimlerini yutması, külleri 1500 kilometreye yayılan volkanik patlamalar, büyük depremler ve asteroid çarpması gibi olayların nadir görüldüğünü, ancak uzun vadeli düşünerek binlerce hayatı korumak için önlemler alınması gerektiğini vurguladı.

Uzun vadeli risk yüzde 100

Britanya'da Benfield Grieg Risk Araştırma Merkezi yöneticisi Bill McGuire, "Bu gibi olayların herhangi bir, bir yıl içinde olma olasılığı yüzde 1. Ama uzun vadede bu olasılık yüzde 100" dedi. Dünyanın en son yaşadığı 'süper volkanik patlama' 1815 yılında Endonezya'da meydana gelmişti. Patlamanın etkileri 44 kilometrelyi aşan mesafeye yayılmış, küller 1300 kilometrelik bir alanı kaplamış, 92 bin kişi ölmüştü.

Uzmanların gözlerini üstünde tuttukları en yakın risk, ada büyüklüğünde bir kaya. McGuire Kanarya adalar topluluğundaki La Palma Adası'ndaki dev kayanın denize yuvarlanması halinde, sadece birkaç saat içinde ABD, Britanya ve Afrika kıyılarını sular altında bırakacak bir tsunaminin kaçınılmaz olduğunu söylüyor. Kayanın okyanusa düşmesini tetikleyecek faktörün ise La Palma'da bulunan Cumbre Vieja adlı volkanın harekete geçmesi olacağı tahmin ediliyor.

Bilim adamlarına göre dünyaya yönelik en büyük tehditlerden biri göktaşlarının çarpma olasılığı. Ancak bu konuda hükümetler o kadar ilgisiz değil. Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve NASA, Don Kişot adını verdikleri bir projeyle olası bir asteroid çarpmasına karşı çalışmalarını sürdürüyor. 2005 yılında hayata geçirilmesi planlanan projeyle, dünyadan gönderilecek bir roketin göktaşını parçalaması deneyle canlandırılacak.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Isınma, 39 yeni salgın hastalık ortaya çıkardı 04.09.2007 Hürriyet

Kuş gribi, griplerin en garibiydi aslında. Ne var ki, birdenbire en tehlikeli hastalıklardan biri haline geliverdi.

Aynı şeyi ülkemizde de ölümcül "Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi" hastalığına neden olan kene için de söylemek mümkün. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 1970’lerden itibaren insanlığın 39 yeni salgın türüyle karşı karşıya bulunduğunu açıkladı. Sebep, elbette küresel ısınma. Öte yandan, "Yarından Sonra" (The Day After Tomorrow) filminin gerçek olması için çok fazla beklemek gerekmeyecek ne yazık ki.

AslInda kuş gribiyle başladı bazı şeyler. Binlerce yıldır insanlar için bir tehlike teşkil etmeyen kuş gribi, birdenbire dünyanın en tehlikeli hastalıklarından birisi haline geliverdi. Milyonlarca tavuk itlaf edildi salgının önüne geçebilmek için.

Derken, dünyanın en masum yaratığı olmasa bile, insana zararının dokunduğu pek de görülmeyen kene ölümleri gelmeye başladı gündeme. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), salgın hastalıkların insanlık tarihinde bugüne kadar görülmemiş bir hızla yayılmaya başladığını açıkladı son raporunda. WHO, 70’lerden itibaren tam 39 yeni bulaşıcı hastalık türünün çıktığını, bunların nedeninin de küresel ısınma olduğunu belirtti.

ÖLDÜREN SICAKLAR

2003’de sadece Fransa’da yaz sıcaklarından 15 bin kişi ölmüştü zaten. 1995’te Chicago’da yine sıcak dalgası sonucu bin kişinin ölmesinden sonra yaşanan yeni bir kitlesel ölümdü bu.

"McCarthy, o zaman Chicago’da olan bu sıcak dalgası haziran’da yaşandı, acaba ağustos sıcağında olsaydı neler olurdu, diye sormuş. İşte, 2003’te Fransa’da olan ağustos ayındaydı üstelik herkesin tatile çıktığı, sadece yaşlıların huzurevinde falan olduğu bir dönem. Buna rağmen, sadece Fransa’da 15 bin kişi öldü. Üstelik, 2003, en sıcak yıl da değildi. Everest’in buzulları da 2035’te bitecek deniyor, halen üç santimetrelik bir gerileme var, bu böyle devam ederse otuz yıldan az kaldı. Bu önemli bir şey, çünkü Tibet platosu, bir milyar insanın su ve yiyecek kaynağı."(Ömer Madra, Küresel Isınma ve İklim Krizi, Konuşan: Ümit Şahin, Agora Yayınları, İstanbul 2007)

RİSKLERİ YÖNETMEK

Bir uyarı da Prof. Miktat Kadıoğlu’dan geliyor, üstelik son derece kuvvetli bir uyarı bu:

"İstanbul’da, yazın içmemiz gereken suyla belki şu anda araba yıkıyoruz, çim suluyoruz. Riski görmüyoruz. Türkiye’de risk yönetimi yok, daha çok kriz yönetimine şartlanmışız. Suyun tamamen bitmesini bekliyoruz gibi bir durumumuz var. Risk yönetimini uygulamadan kriz yönetimini uygularsanız, bu kriz yönetimi değil, keriz yönetimidir."

Yarın tedbir alınabilinir mi?----------------------------------------------------------------------------------------Her gün 1000 çocuk AIDS’li oluyor 18.01.2007 Ntvmsnbc

BM çocuk fonu UNICEF, hamile kadınların bebeklerine HIV virüsü geçirmesinin önlenmesi konusunda ilerlemeler kaydedilmesine rağmen, dünyada her gün 15 yaşın altında 1000’den fazla çocuğun AIDS’e yakalandığını belirtti.

CENEVRE - UNICEF tarafından yayımlanan raporda, Sahra altı Afrikasından Namibya, Swaziland, Güney Afrika ve Ruanda gibi ülkelerde 2004 ve 2005 yıllarında AIDS tedavisinden faydalanan annelerin sayısında büyük artış olduğu vurgulandı.

Raporda, olumlu gelişmelere karşın geçen yıl dünya çapında çoğu doğum sırasında veya doğumdan hemen sonra, 15 yaşın altında 410 ila 660 bin çocuğun hastalığa yakalandığına dikkat çekildi. Raporda ayrıca, iki yıl içinde uygun tedavi alamamaları durumunda bu çocukların yarısının öleceği belirtildi.

UNICEF sözcüsü Patrick McCormick, sadece 7 ülkenin, 2010 yılına kadar hastalığa yakalanan kadınların yüzde 80’inin tedavi edilmesi hedefinde istenilen rakamları tutturduğunu belirterek, bu ülkelerin Arjantin, Brezilya, Bostvana, Jamaika, Rusya, Tayland ve Ukrayna olduğunu söyledi.

UNICEF, orta ve az gelirli ülkelerde HIV virüsü taşıyan hamile kadınların sadece yüzde 9’unun hastalığın çocuğa geçmesini azaltan ilaç tedavisini alabildiğini kaydetti.

Raporda, uygun fiyatlı ve etkili ilaçlarla AIDS’in erken teşhisi ve tedavisinin, hastalıkta mücadelede çok önemli olduğu kaydedildi. AIDS’ten dünyada her yıl 380 bini çocuk 2,9 milyon kişi hayatını kaybediyor.












dosya anasayfa

images.jpg

index.gif